|
|
30 September
O AKŞAM
Işıklı tellerine takıldı ayaklarım.. Karşımda alev alev duran kirpiklerinin.. Kapattın yüreğimi karanlık evlerine Bana kim olduğumu soran kirpiklerinin.. O akşam yakamozlar gibiydi bakışların.. Akdeniz gözlerinin damlasıydı o akşam.. Sağnak sağnak boşaldın çorak topraklarıma Tebessümün göklerin cilasıydı o akşam.. Bir anda kelepçeli buldum ellerimi Varlığın gurbetimin sılasıydı o akşam Dağları birer birer devirip sana gelmek Gönlümün en ateşli duasıydı o akşam.. Sakıncalı saatler yaşadım yollarında.. Yüzün sanki sonsuzluk şuasıydı o akşam.. Aldandım bulutlara uzanan ellerine Bu sevda ömrümün son sevdasıydı o akşam.. Gülleri,sümbülleri kıskandıran endamın Merhametsiz derdimin devasıydı o akşam.. Oysa anlayamadım ızdırap olduğununu İçimde bir heyula,bir serap olduğunu Her lahza çöktüğünü ve harap olduğunu.. Bilemedim ne deniz ne mehtap olduğunu.. Meğer kalbin kalbimin belasıydı o akşam....
NURULLAH GENÇ
BENİ ANLAMAYIŞINA...
Henüz bir tokat gibi inmedi yüzüne aşk Kalbine çivilerle gömülmedi ayrılık Görmedin bir arslanın can çekişen resmini Yalnızlık kitabında okumadın ismini Bir takvim yaprağında yanmadı bakışların Dökülen tüylerine tutunmadın kuşların Karanlık köşelerde acı acı gülmedin Sen henüz kovulduğun kapılarda ölmedin O Celali uykudan uyanmadın, uyanma Düşlerimin rengine boyanmadın, boyanma
Bir kuş gibi çırpınan kalbimin kafesine Bir avuç yem bıraksan ölür müsün, a gülüm Feryadı kayaları parçalayan sesine Ömür boyu yabancı kalır mısın, a gülüm Sen henüz bir zindanın küflü duvarlarına Çarpmadın gözyaşıyla boğulan gözlerini Sen henüz diken diken saplamadın göğsüne Dudağında kuruyup dağılan sözlerini Sen henüz dokunmadın yalnızlığa kan gibi Acıyı kaynatmadın içinde volkan gibi Karalar bağlamadın beni anlayamazsın O kalp sende oldukça gülüm, ağlayamazsın...
27 September

SAHİ AŞK NEYDİ?
Aşk güçlüydü… Aşk cesurdu… Aşk nefesti… Aşk büyüktü… Aşk erişilmezdi… Aşk eşsizdi… Aşk pervasızdı… Aşk sessizdi… Aşk söylenmeyen son sözdü… Aşk zamansızdı… Aşk beyaz bir sayfaydı… Aşk amansızdı… Aşk özlemdi… Aşk beklemekti… Aşk kalbinin emin ellerde olduğunu bilmekti… Aşk acıydı… Aşk savaştı… Aşk barıştı… Aşk mutluluktu… Aşk yaşamaktı… Aşk ölmekti… Aşk tezattı… Aşk güncel bir boşluktu… Aşk ASLI olmaktı… Aşk KEREM’ ini bulmaktı. Aşk kanatlarımın olduğunu hissettirendi… Aşk asi başımı dize getirendi … … Sahi, AŞK neydi?

NASİP DEĞİLMİŞ
Yangın her aşkın yolu Sendin gördüğüm Gözlerin karanlık kuyu Düştüm, öldüm..
Ah gönlün şimdi başka yare mesken Ah el çekmiyor kara sevda benden Sen hangi elde sevda olup açtın Ben karlı dağlar misali yalnızım...
Yok bir sitemim hayatta her şey kısmet Soldu gençliğim ömrümü aşkla ziyan ettim Ağla gönlüm nasip değilmiş vuslat Rahat uyu yar sana hakkımı helal ettim.. 12 September
VUSLATINA TALİBİM
Ayazlara aldanıp düşme karanlıklara. Ben, yüreğime baharları doldurup Sevginde " mutlulukları" tatmaya geliyorum. Ellerindeki toprak kokusunu, Yüreğindeki ölümsüz sevda umudunu Ömür boyu " sende " yaşamaya geliyorum.
Kaldır baharlarda kurumuş düşlerini, Üşüyen ellerini aç, İçine çek yüreğimin sıcaklığını. Ben, avuçlarıma " yıldızları " doldurup Gözlerime " gökkuşağını " giydirip Her gülüşünde sana yağmaya geliyorum.
Acılarında kanamış, Umutlarını ser kurak toprağa. Ben, ömrümü sana adayıp Acılarını " yüreğimde" yakmaya geliyorum. Düşlerimi avuçlarına sunup Gülüşlerinde karanlıklarını boğup Gökkuşağında gözlerinde doğmaya geliyorum.
Biraz daha dayan acılara, Bırak üzülme dökülen gözyaşlarına. Bu sabah güneşle, Islak gözlerini kurutmaya geliyorum. Günahlarında bedenimi yakıp Karanlıklarına gözlerimin aydınlığını giydirip ömrüne, ömrümü feda edip Yüreğinde " yaşamaya "geliyorum
Ismail Sarıgene
TUT ELLERİMDEN
Tut ellerimden bugün içerimde depremler oluyor Güneşler eriyor gözlerimde benliğim kayboluyor Konuşmak için yureyime dokunuyorum duruyorum Heybesini kaybeden derviş gibiyim tut elimden ölüyorum..
Ne hasretin avutuyor nede hayalin bende kalıyor Terki ben eylemişsin içim bir çocuk gibi ağlıyor Çaresizliğin son prangalarını yine ben taşıyorum Gül dalından kırılmadan ne olur tut elimden ölüyorum...
SEN GİDERSEN
Sen gidersen sesin gider Kokun gider yüzün gider Ay dolanır pusularda Tenim titrer gecem biter
Sen gidersen yüzün gider Martı küser baykuş öter Senden kalan son hatıra İki damla yaşın gider
Sen gidersen boyun gider Posun gider sözün gider Bir şey kopar yüreğimden Çatılmadık kaşın gider
Sen gidersen kim kıskanır Kim dolanır pencereme kimler gelir kimler geçer Çift kapılı şu hücrede
Sen gidersen sohbet gider Tadım gider tuzum gider Dinlediğim her şarkıda Tel kırılır sazdan düşer
Sen gidersen başkent gider içim üşür ayaz düşer İzmir de konak meydanı İstanbul da taksim düşer
Sen gidersen canım gider Adın geçer içim titrer Şu dağlanmış yüreğime Sevda denen akkor düşer
Sen gidersen herşey gider Sesin gider,sesim düşer Sen gidersen ey sevgili Ben biterim,şiir biter...
Bedirhan GÖKÇE
Sadece Meryem Suskunluğundaki Sevdamı Dinle
Taakatten düşmüş, Yüzünü güneşe inat karanlığa dönmüş gecelerde Sadece Meryem suskunluğundaki sevdamı dinle
Yankılansın yüreğinin en tenha sokaklarında sessizliğim Ne olur sükûtuma yaban kaldığın kalabalıklara girme... Duymamış olamazsın... Her gece farklı sevda masalları anlattım sana Sükût lehçesinde.... Rengi aşk'a çalan bir sevda yeşerttim Gönlümün umut yağmurlarıyla suladığım bahçesinde
Şimdi.... Dünyanın tüm seslerinden soyutla kendini Vuslata dair bir emir ver yüreğine Ve Sadece Meryem suskunluğundaki sevdamı dinle
Seni saklıyorum gör(me) diye kaçamak hecelerde
Sevdanın çıkmazlarında bulamıyorum kendimi Kayboldum geceden daha siyah gözlerindeki şehirlerde
Sessizliğime inat sen feryat et N'olur Kalbimde yoksam eğer âmâ ol sevdamı görme Masum bir aşk büyüttüysen Anne kucaği misali huzur bulduğum yüreğinde O zaman sadece.... Meryem suskunluğundaki sevdamı dinle......
Meh-likâ
HÜZÜN KALIR
Git gide değişiyor birşeyler Birşeyler gidiyor dönmemecesine Ne çocukluğumuz kalıyor yanımızda, ne eski umutlar Her şey yenileniyor...acılar bile Eski hüzünlerdir, soluk fotoğraflarda kalan Ve bir şarkı geçer hatıraların ucundan; " -Ne son trendir bu seni götüren, Ne de ilk ölümü, umutların, Yitirdim benliğimi ıssız yollarda sen giderken"
Irmakları taşıran yeni sulardır, Göz yaşlarımızda akan da Eskidi vucudumuz, eskidi şarkımız eskidi, aynalardan bakan da
Çekip gider gülüşlerimiz, gider vefalı sandıklarımız da Yapamadıklarımız kalır yalnızlığımız omzumuzda ve ellerimizde hüzün kalır
AHMET UNAL CAM
Sonbaharin Hüznü Yüregimde...
KELİMELER
kelimelerin hıçkırıklarına boğulmuş sessizlik
/neden uzaklar özlem kokar bu kadar, avuçladığım her şey, neden kanatır yüreğimi…/ ey yakınımdaki can acım, bir gözyaşının masumluğunda kaldı umutlarım özledim havada asılı duran sevda kokusunu, hatta özledim soluk benizli kaldırımların sesini, şikayetlerini iç sızılarını..
mükerrer hüzünlerle gelir güneş, leylimin seherine, kelimelerin hıçkırıklarına boğulmuş sessizlik ve ahirinde duaya bürünmüş nefes… ey yakınımdaki can acım, hiç bir söz kıymadı benim yürek mâbedime, sessizliğim hiç bu kadar yakınlaşmadı isyanın bahçesine…
leylimin sönmeyen yıldızları başka semâları aydınlatmış, yâr diyen nefesim aklanmazmış artık, içimde hala yankılanan yâr sesi, ölümü çağıran bir sevda türküsü, ey yakınımdaki can acım, asılı kalan hayatımın neresinden tutunsan ki artık, tutulduğun aşk, hıfzeder mi ki içimdeki canı huzurun yanı başında, can ayazında… nokta!
Sare Nokta 10 September
EKSİK ANLATIM
Çekilmeye yüz tutmuş buram buram sevda, aklının iplerini salmışlığına vakitleri zamansız.. Nerde kaldı çocukluk, nerde kaldı umut.. Adresi şaşmış bir nisan yağmuru, pusulası ayarsız keder misali.. Burda kalmalı uzun yokuşlar diyorum, kendimin farkına varmadan, kendinin dizlerine çökmek istiyorum, sensizliğin gökkuşağı siyah bil..
Bakma sen bana, susmak erdemdir sanıyorum, bazen konuşmadan seviyorum, düştüğüm girdabın en sonsuzu bu aşk, seviniyorum.. Ve gözlerin gelir geçer ya hani, donuk resimlerden kare kare, bir sürü ölü sevda barınmışken, yaşamsın dediğim olsan, kalsam, sana kansam..
İçimdeki tüm şiirler sen olduğundan beri, ne yazsam eksik kalmış.. Dur yok, durak yok sevdalara inat. Bak gelmişinden başlayan tüm aşklarda adın kalmış, yokmuş ki sensiz saattler, bensizken de yoksun bana inat, göçebe çaresizliklerdeyim kurudum.. Tamam tamam sustum..
HER ŞEY SENSİN
Koydum sevinçlerimi önüme Baktım hepsi sensin Yazdığım şiirlerin her hecesi Üzüldüğüm tüm filmler Yıpranmamış hayatlar büyük hüzünler bekler Her işte bir hayır bu işte hepsi sensin...
Şimdi senden vaz mı geçmeli Masal olup yola devam mı etmeli Ben kalpten sorunlu aşka sorumluydum Anladım HER ŞEY SENSİN …
YAŞIYORUM
Yoksun işte, Canımı yakmayışın kadar yoksun… Ve ben yokluğun kadar çaresizim biraz…
Dayanılmaz oldu bu desem, Kime ne bu sessiz çığlıktan Yanan ben,yok olan ben her gün biraz daha Ve sen; Sevgiyle nefret arasında bir cambazsın artık…
Meğer nasılda kandırmışım Sensiz yaşayamam derken kendimi, Ve gideceksen git derken seni… Yaşamak adı ya, Yaşıyorum işte… Ve her gün bin can veriyorum yokluğunun kollarında…
“bu gün dilimde var bir şarkı, ADI OLDU YALNIZLIK…”
BAKIŞLARIN _____________
Kuytularda saklarsın bakışlarını Ve gözlerinde toplarsın bütün yıldızları Bazen bir yıldız kayar gözlerinden yüreğime Bazen karanlığa konan kus Bazen karanlıkta saklambaç oynayan çocuk olur bakışların.
Tutunsam gözlerindeki yıldızlarına ve yüreğine dokunsam yanar mı ellerim.
Dur kaçırma gözlerini gözlerine hasretim Bırak kâinattaki geceyi gözlerinde seyredeyim
Bakışların karanlığa yuva yapan kus Bakışların karanlıkta saklambaç oynayan çocuk Bakışların sonsuzluğa açılan feza Bakışların bazen bir umut bazen bir ceza
Tutunsam gözlerindeki yıldızlarına ve yüreğine dokunsam yanar mı ellerim.
Dur kaçırma gözlerini gözlerine hasretim Bırak kâinattaki geceyi gözlerinde seyredeyim...
07 September
|
BİR LİSELİ SİLÜETİ
Hayat hattında acemi tayfalardık. Ne avunduk sevinç müsveddeleriyle; aşktan ikmale kaldık...
Bak her sabah bağıran yeni sabaha, artık iklimler değişmiş, kuşlar da gitmiş, tenimde eski ateş, gözlerimde fer bitmiş; heybetli dağlar arasında göğümde yıldız yitmiş...
Sen hâlâ anılarımın en beyaz yanısın. Sen, buğulu bir camın ardından izlediğim hayatın yarısısın... Sen, sağanakla gelen sabahlarda çok eski… Çok eski bir şarkının adısın.
Daha adamlar şehirlere otomobillerle, geceler anılarla birlikte gelir. Silûetin giderek uzaklaşır, düşler de kilitlenir ve efkârım bir yaralı ayrılıktan beslenir.
Kimse bilmez, yıllar yılı hep aynı beyazla gezmek nedendi? Olsun, yirmi yıl seni özleyerek yaşlanmak da güzeldi!
Çünkü sen, buğulu bir camın ardından izlediğim hayatın yarısısın... Sen sağanakla gelen sabahlarda çok eski… Çok eski bir şarkının adısın.
|
|
|
|
Yılmaz Odabaşı
| 06 September
G İ T M E
Gitme! Figan düşer denizlere sular çekilir yağmur yağmaz vahalardan kirpiklerime bir rüzgar hıçkırır tenhada, bir dal kırılır boynunu büker sabah kervanları, kelebekler ölür.
Gitme! Bir yıldız küser göğüne, içini çeker bir çocuk şaşırır yönünü rüzgarlar bütün pınarların suyu çekilir solar nazlı çiçekleri kalbimin, üzülürüm.
Gitme! Öksüz kalır içimdeki imge dağları saçlarını öpen seher yeli, çoban yıldızı bir daha turnalar geçmez, bülbüller ötmez çiçekler açmaz bahçemde ah, gülüm!
Gitme! Acılara mahkum olur yüreğim ardında fırtınalar kalır, ayrılıklar, anılar, yanlızlıklar boynu bükük aşklar, gözü yaşlı şarkılar alışamam yokluğuna, yokluğun ölüm.
Gitme! İçimdeki bütün vagonlar devrilir bir kar yağar istasyonlara, üşürüm.
Gitme! Kal, menevşeler açsın dağlarda sevince dönüşsün gökyüzü iki çığlık arasında bırakma beni ah gülüm yokluğuna alışamam, yokluğun ölüm.
Gitme! Bütün ormanlar ateşe verilir kuşlar da gider, bu kent de ölürüm.
Nuri Can 05 September
ANILAR DEFTERİNDE GÜL YAPRAĞI
|
|
|
Anılar defterinde gül yaprağı Gibi unutuldum kurudum Başıma düştü sevda ağı Bir başıma tenhalarda kahroldum Sen kim bilir rüzgârlı eteklerinle Kim bilir hangi iklimdesin, ben Sensiz bu sessizlikle Deliler gibiyim sensiz Bu sessizlikle..
Ayrılıkla başım belada Gözlerini çevir gözlerime Yoksa sensiz bu sessizlikle Deliler gibiyim Sensiz bu sensizlikle...
|
Cahit Zarifoğlu |
AŞK YAŞAYANLAR İÇİNDİR
Ağladığını istemem ben ölürsem. Beni en sevdiğin halimle hatırla. Uzak bir yerde çalıştığımı düşün. Hayatta olduğuma inan Bir gün gelir kendiliğinden Geçer bütün üzüntün Her yeni gelen günü Yeni bir ümitle beklemeli Her yeni gün yeni havalarla gelir Gece, yağan yağmurla uyursun Sabah, birde bakarsın odan güneşli. Her gelen vapur, tren Yeni insanlarla gelir... Ben esmerdim güzelim Bu sefer bir sarışını seversin Aşk yaşayanlar içindir...
Necati CUMALI
HÜZÜNLERDİ DÖKÜLEN
Yorgun kanatlarınla bir akşam üstü Özlem bulutlarından süzülüver içime. Sen gideli menekşeler bahara küstü, Ne gün doğdu, ne yıldız gülümsedi geceme.
Dalında kurudu ümidin goncaları Sevdaya alkış tutan elleri kader kırdı. Bir türlü bulamadım o dörtlü yoncaları Aşkın mutlulukları; çözülmeyen bir sırdı.
Şarkılar, hep tek yanlı aşklar için ağladı. Hüzünlerdi dökülen tamburların telinden Gönül mangalında ateşler kül bağladı Sağlam bentler yıkıldı ihanetin selinden.
Çalmadın bir daha gönül kapısını, Gülmedin sabahıma pembe şafaklar gibi. Bir kenara fırlattın aşkımın tapusunu Yüreğime saplandın keskin bıçaklar gibi...
İlhan Geçer

GİTTİN
Gittin... Ben, arkandan sadece baktım. Oysa; söyleyecek o kadar çok şeyim vardı ki... "Gidersen iyiye dair ne varsa içimde yitireceğim hepsini. Gidersen sönecek içimdeki ateş ve bir daha hiç kimse yakamayacak. Gidersen karanlığa mahkum edeceksin günlerimi O karanlıkta yolumu kaybedeceğim" diyecektim sana. Konuşamadım...
Gittin... Gidişini görmemek için gözlerimi kapattım Öylesine acıdıki içim, tutup koparsalardı kolumu bacağımı bu kadar acı duymazdım. Acım yaş olup akmalıydı gözlerimden. Ağlayamadım...
Gittin... Seni delicesine bir tutkuyla seviyordum oysa Tutkum seninle olmaktı, tutkum teninde erimek, tutkum hayatı seninle sadece paylaşmaktı. Anlatamadım...
Gittin... Gidişini önlemek için tutmak vardı ellerinden Ellerim değil miydi her dokunuşumda seni ürperten? Ürperdin yine biliyorum. Bir kez dokunsam, bir kez tutsam ellerini Gitmek için biriktirdiğin bütün cesaretin kaybolurdu. Tutamadım.
Gittin... Bir yıkım gibiydi gidişin Sen adım adım uzaklaşırken benden Çöküp kaldı bedenim olduğu yere Nice terk edişlere dayanan yürek bu kez yenilmişti Bu kadar zayıf değildim ben kalkmalıydım. Kalkamadım...
Gittin... Oysa geldiğin gün gideceğini biliyordum Hazırdım gidişine, Kaçak zamanları yaşıyorduk Zaman bitecek ve sen gidecektin Bense, gidişinin ertesi günü Hayatıma kaldığım yerden yeniden başlayacaktım. Başlayamadım...
Gittin... Bir şey söyledin mi giderken? "Kal" dememi istedin mi? Son bir kez "seni seviyorum" dedin mi? "Bekle beni döneceğim" diye umut verdin mi? Beynim öylesine uğulduyorduki. Duyamadım...
Gittin... Nereye gittiğin önemli değildi Binlerce kilometre uzakta da olsan, iki metre ötemde de farketmiyordu. Artık yoktun ve asıl bu düşünce beni felç ediyordu. Kurtulmalıydım senden, bu yokluk duygusundan kurtulmalıydım. Kurtulamadım...
Gittin... Unutulanların arasına katılmalıydım Anıları bir sandığa koyup hayatı bir yerinden yakalamalıydım. Bu aşk noktalanmalıydı, bu sevdadan vazgeçmeliydim. Yapamadım...
Gittin... Bir okyanusun ortasında tek küreği kaybolmuş sandalda Dev dalgalarla boğuşan bir denizciyim şimdi. Bil ki; sevmekten vazgeçmedim seni, Bil ki; seninle birlikte sevdanı da taşıyacağım yüreğimde, Bil ki; seni Unutamadım...
Mehmet Coşkundeniz
|