Ayşe's profileNe güzel seni bulmak büt...PhotosBlogListsMore ![]() | Help |
|
|
28 May ŞiirBENİ ANLAMAYIŞINA
Sana bir uygarlığı getirdim; anlamadın
Yavuz kahramanları, şiirin burçlarını Ayak ucuna koydum gecenin saçlarını Urganmış boynumda taşıdığın gerdanlık Sana hükümdarlığı getirdim; anlamadın Sevda suya karışır, sızar kan dağlarına Köpüren yüreğimde zıpkınlanır umutlar Yüzün tunç gibi çöker ülkemin bağlarına Irmaklar bilmediğin kadar hülyalı akar Her vadi bir yanıyla senin yüzüne bakar Bir yanında münzevi hıçkıran Leyla kuşu Sen henüz tanımadın sevda denen yokuşu Sen henüz yorulmadın yokuşta devler gibi Yıkılmak üzre olan çaresiz evler gibi Sen henüz vurulmadın uçarken göklerinde Sen henüz bir oltaya takılmadan derinde Karalar bağlamadın; beni anlayamazsın O kalp sende oldukça gülüm, ağlayamazsın Seni bir yıldız gibi koyacağım göklere Her gece ışığını ruhumdan alacaksın Aldanma gururunu okşayan çiçeklere En güzel güllerini ruhumla alacaksın Kopacak sanıyorsun bu ip ince yerinden Bu ipin her çizgisi yaralı bir dev gibi İnecek sanıyorsun bu bayrak gönderinden Bu sevda tükenecek sönen bir alev gibi Sen hala anlamadın sevginin en hasını Sen hala çözemedin ırmağın dünyasını O, coşkun bir denizin sularına yürürken Sen hasta bir çeşmeden doldurmuşsun tasını Gittiği her iklime sevdanı götürürken Gözyaşı çukuruna gömmüşsün deltasını Henüz bir tokat gibi inmedi yüzüne aşk Kalbine çivilerle gömülmedi ayrılık Görmedin bir arslanın can çekişen resmini Yalnızlık kitabında okumadın ismini Bir takvim yaprağında yanmadı bakışların Dökülen tüylerine tutunmadın kuşların Karanlık köşelerde acı acı gülmedin Sen henüz kovulduğun kapılarda ölmedin O Celali uykudan uyanmadın, uyanma Düşlerimin rengine boyanmadın, boyanma Bir kuş gibi çırpınan kalbimin kafesine Bir avuç yem bıraksan ölür müsün, a gülüm Feryadı kayaları parçalayan sesine Ömür boyu yabancı kalır mısın, a gülüm Sen henüz bir zindanın küflü duvarlarına Çarpmadın gözyaşıyla boğulan gözlerini Sen henüz diken diken saplamadın göğsüne Dudağında kuruyup dağılan sözlerini Sen henüz dokunmadın yalnızlığa kan gibi Acıyı kaynatmadın içinde volkan gibi Karalar bağlamadın beni anlayamazsın O kalp sende oldukça gülüm, ağlayamazsın... NURULLAH GENÇ 26 May ...
21 May ...NE GEREK VARDI SANA,NE GEREK VARDI YOKLUĞUNA...
Öznesiz cümleler kurmaya alışmıştım ben oysa... Yalnızlığıma, ıssızlığıma sahip çıkmıştım onca kalabalığın arasında.. Korkularımdan korkmamayı öğreniyordum yavaş yavaş. Hayallere düşlere sığınıp onlarla avunuyor, küçücük mutluluklara, hayata dair geçici heveslere sarılıp gülümseyebiliyordum. Geride bırakmıştım bütün hüzünleri, ertelenmişleri, yaşanmışları, yarım kalmışları.. Yürüyordum ardıma bakmadan kendi yolumda. Geçmişin izleri bazen takılıyordu ayaklarıma bir yerlerde, ama ben aldırmadan yürüyordum işte.. Sevdaya dair hikayelerin noktasını koymuştu hayat yıllar öncesinde. Ben de çaresizce boyun eğmiştim ona. Bence mutluydum ben kendi kendimle.. Hiç beklemediğim bir zamanda, ansızın çıktın yollarıma. Yalan mıydın sen? Yalan.. Bunca ısıtabilir miydi ruhumu? Bunca işler miydi sevdanı yüreğime? Geçmişin izlerini silip, doldurabilir miydi yüreğimi böylesine? Bilseydim dinler miydim seni? Geçmişimden koparıp, beni alıp gitmene, İzin verir miydim? Görseydim, eğer sonunu görseydim, Başlamadan daha, orada dur derdim... Bilseydim, eğer sonunu bilseydim, "Sevme bırak" derdim, "Sevme, uzak dur..." Geldiğin gibi de gittin ansızın bir gün.. Sensizliğe alışmak daha zordu yalnızlığa alışmaktan. Şimdi öznesi sensin cümlelerimin, yüklemleri yok... Sensiz günüm zordu zaten, Bir de sen geldin üstüne.. Yokluklarım yetmezmiş gibi, Sen de eklendin üstüne... Ben zaten bunları sen olmadan da yaşardım. Ne gerek vardı sana, sensiz de yalnız kalırdım. Ben zaten sen olmadan da ağlardım isteseydim eğer, Ne gerek vardı sana, ne gerek vardı yokluğuna...* -- Ne gerek vardı sana, ne gerek vardı yokluğuna... 20 May ...Hep olumsuzluğunu savuruyorum aşkın ardından. Hep olmazlarını. Sevmelerin önüne yalanlardan bir set kuruyorum başı belirsiz sonu belirsiz.
İçinden çıkılmaz bir halde yüreğim. Yorgun, ölgün. Hiç bu kadar acıtmazdı sevmeler, sevip de gitmeler kanatmazdı yüreğimi. Ve hiç bilmezdim yalanların korkusunun sevgiden ağır basacağını. Yüreğimde büyüttüğüm sevgiyi acımasız bir suçlu gibi yüreğimde öldürüyorum bu gece yine. Ah yine… Gecelerim yasta, düşler olmazlığını fısıldıyor aşkın. Bir umut bir umut diyen dilim lâl. Gözlerim uykuya doymuş gibi anlamsız dolanıyor dört bir yanını odanın. Yüreğim uykusuz, yüreğim yorgun, yüreğim lâl… ŞiirSana Gitme Demeyeceğim. . "Ama Gitme. . !" Düşünülmeden çıkılmış yolculukların ardında, hangisini yaşamak daha zordur bilemem ama her insan bulunduğu sınırlar ve sırlar içinde yaşabileceğinin en ağırını yaşıyor olsa gerek. Bu noktada söylenecek teselli sözleri de tükenmiş gibi. . . Ne diyelim; derman derde, vuslat gidişlere, su susuzluklara ve susuzluk yaşlara. . . Ben kendimi yazsam. . ; Beceremem. . . Lakin. . ; Beni en çok çöl çiçekleri bilir. . . İncinir yanıma yaraşmayan erinçler yitirilişlerine. . Şen. . Gaddar. . Kahkahalar atar köşesinde keder. . . Lakin. . ; Yok bu çölde bir damla su çöl çiçeğine değer. . . Düşünülmeden çıkılmış bir yolculuk bu.. Sanki hayatımın belli bir dönemini yaşamadan yaşlanmışım gibi. Senin yüreğindeki darlığın çapından habersizim. Kahretsin bir daha ağlama diye söz vermişim! Düşünme aklına gözlerim geldiğinde ağladığımı. Say ki bir yağmur bulutunun altında kaldım. Bulut ağladı, ben ağlamadım. Sakın sana yalan söylediğim gelmesin. . . Sana gitme demeyeceğim. . . "Ama gitme. . !" Derdi ya sevdiğimiz şair şimdilerde ben şiir okurken o yağmur yüklü bulutlar tepe üşüşüyor. . "An'lar" eksiliyor saniye saniye ömrümden içinde sen olduğun. Koyup gitmek değil bu, buna inandım... Yine de almıyor cahil aklım. Bakakalıyor ardından denizde dalga, sahilde çakıltaşı, gökte mehtap, sokakta kedi, yolda ayak izleri, sarhoşun şarabı... Bakakalıyoruz işte ardından cümlemiz. Cümlemiz özneden eksiliyor, azalıyoruz. . . "Sen de benle gel. ." demeni mi bekliyorum acaba diye soruyorum kendime. Yok canım, onu da nerden çıkardım. Düşsel gerçekliğimizle yaşarken mantıksal bütünlüğümüzü de koruyup kollamaya çalıştık, hatırlıyorum. . . Uzatmanın alemi yok sanırım bazı sözleri. . Şimdi gitmeni sayıyorum dönüşünü sayabilmek için. . . Git. . Dönüşüne yakalaşalım. . . Bakma gözlerime, hava yağmurlu, hava soğuk. . Yağmur bulutları tepeme üşüşüyor. . . Sana gitme demeyeceğim. . "Ama gitme. . !" 16 May ...
14 May Şiir
AŞK BİTTİ
09 May ŞiirGELMEDİNGelmedin; son hayalde yanıp yanıp kül oldu
Bu deruni kavgada kırılan gönül oldu Şimdi menziller elem; yürek duman; sine çak Devleri mahkum eden hayatım şimdi helak Gelmedin;yıldırımlar düştü hülyalarıma Nasıl kıydın be zalim, masun rüyalarıma Sana doğru her adım neden hep ölüm sunar Seni her andığımda, renk solar, desen yanar Hangi rüzgar sabırla böyle koşar ardından NURULLAH GENÇ ŞiirAŞK Hayatın hızıyla yaşadık o aşkı Her şey bir anda başladı Yaşandı Ve bitti... Yan yana gidip de bir süre Ayrı yönlerde uzaklaşan İki tren gibi... ATAOL BEHRAMOĞLU ŞiirBU ŞEHRE KAR YAĞIYOR
Bu şehre kar yağıyor Bir fısıltı gibi Geçiyor ellerimden rüzgar Bu şehre kar yağıyor Benim gönlümde yağmur Ve gözlerimde umut Beklerken sabahın ayazını Bu şehre kar yağıyor Ve ben üşüyorum.. Üşürken şehrin caddelerinde Barınacak bir çatı arıyor yüreğim Şehrin çatılarına da Benim yüreğime de karlar yağıyor Kapı aralığından görünen Gelecek çalıyor hayallerimi Gözlerimde sensizliğin matemi Ve sessizliğin fırtınası Seyrederken denizdeki öfkeyi Bu şehre kar yağıyor Ve ben susuyorum.. Sessizliğime gömüyorum Tüm gidişlerini Ve tüm gelişlerini Susan sesimle haykırıyorum Bu şehre kar yağıyor Denizler ağlıyor ardından Üsküdar en acımasız türküsünü söylüyor Önümde türkülerdeki Kahramanın yalnızlığı Ve dudaklarımda Yalnızlığımın ölümü Seyrederken rıhtımdaki son gemiyi Bu şehre kar yağıyor Ve ben soluyorum.. Bu şehre kar yağıyor Gözyaşlarım Kalemimden akıyor Tükeniyor tüm sayfalarım Bu şehre kar yağıyor Benim gözlerimde yağmur Ellerim ceplerimde Ve omzumda Sevdanın sensiz yükü Yaşamla ölümü ayıran Kirpiklerinin ucunda beklerken Bu şehre kar yağıyor Ve ben gidiyorum.. MUGAN ŞiirDİLİN YALAN SÖYLÜYOR
Tohumdun yüreğimde fidan oldun büyüdün,
Ağaç idin bağımda, çınar oldun yürüdün. Nasıl söküldün öyle, çatır çatır içimden, Köklerin yüreğimde kan revan oldu birden. Çalı çırpı bıraktın giderken yüreğimde, Hepsi bir kıymık gibi beynimin her yerinde. Dilin ne derse desin, gözün öyle demiyor, Seni sevmedim derken, dilin yalan söylüyor. Burası Ulus parkı, karşımız Anadolu, Gönlümün öbür yanı ondan böyle sır dolu. Yalnızım bu şehirde, hem de yapayanlızım, Boğuluyorum gitme, şair olur bir yanım. Yok böyle demiştim ben, yanlış anladım hemen, Bunun hepsi hikaye, baştan komiğiz zaten. Kendimizi kandırdık, kargalar güler buna, Birde ciddiye aldık, karganın papuç damda. Bu koca alemde biz, varla yok arasıyız, Olmasak da olurdu, varsak yaşamalıyız. Olmayacak duaya amin demeyelim biz, Herkes kendi yoluna biz hep böyle gideriz... BEDİRHAN GÖKÇE ŞİİRŞiirARTIK İLGİLENMİYORUM SENİNLE
Bunca yıkılmış dağlar üstüne Kalbimin kanını buharlaştırdı gözlerin Oysa kaç güvercin havalanmıştı içimden Konarak pervazlarına gülüşlerinin Kaç mermi sıyırmıştı ruhumu Acımasız yürüyüşlerinin mevzilerinde Dayanmıştım Ağlamıştım saatlerce parçalanan düşlerime Ta ki sevgilim Kızaran bir gök bulutu Ölümü Bir yıldırımla düşürdüğün ana değin Kalbimin haritasına Artık ilgilenmiyorum seninle Demiştin barut kokan kelimelerle Demiştin de hayat ölü bir bıldırcın gibi Tutuşup yanmıştı yanan bir tahta içinde Tarla küllerle dolu, ortasında yumurta Çatladıkça yeniden doğuruyor kanımdan Fışkıran harflerle kalbim olan cümleyi: Ben ancak bir tarih kitabı kadar İlgileniyorum seninle... ŞiirÖZLEDİM SENİ
ayrılık yüreğimi uyuşturuyor karıncalandırıyor nicedir. beynimi uyuşturuyor özlemin... çok sık birlikte olmasak bile benimle olduğunu bilmenin bunca zamandır içimi ısıttığını yeni yeni anlıyorum. Yokluğun, Hatırladıkça yüreğime saplanan bir sızı olmaktan çıkıp mütemadiyen bir boşluğa Sabahları seni okşayarak başlamaları aksamları her işi bir kenara koyup seninle baş başa konuşmaları özlüyorum; oynaşmalarımızı, yürüyüşlerimizi, sevimli haşarılığını, çocuksu küskünlüğünü... Nasılda serttin başkalarına karşı beni savunurken; ve ne kadar yumuşak bir çift kısık gözle kendini ellerimin okşayışına bırakırken Gitmeni asla istemediğim halde buna mecbur olduğunu görmek ve sana bunları söylemeden ''git artık'' demek ''beni ne kadar çabuk unutursan, o kadar çabuk kavuşacaksın mutluluğa'' demek sana nede zor... seni görmemek ve belki yıllar sonra karsılaştığımızda bana bir yabancı gibi bakmanı istemek senden... yeni bir sevdayı yasakladığım kalbime söz geçirmek... Can YÜCEL ~~ Gideceğin Yeri Bilmiyorsan, Vardığın Yerin Önemi Yoktur ~~ ŞiirALACA KARANLIĞINDA AŞK YOKUŞUNUN ŞiirGELME YAR,NASILSA ÖLECEĞİM
Gel..başlar cümle..ve gel..biter cümle.. Noktaları kısa..virgülü yok..ömrü kısa derdi çok.. Sallanır yıldızları..biter umutları.. Giden sevgilinin ardında bakakalır.. ve sen baktıkça o uzaklaşır..adım adım... Gel dersin sesin yankılanır,duvarlara çarpar ve yine sana gelir..sana geldikçe yar uzaklaşır.. Santim santim çürür umutların..besleyip büyüttüğün bulutların yağmur olur düşer toprağa.. içinde kalan dert artıklarını heybene doldurur dönersin yola..boynun bükük, arkana baka baka uzaklaşırsın... Çöker bulutlar en dertli şarkılarıyla gözlerinin önüne..yağmur olur siner içine.. bir rüya başlar kirpiklerinde sonu sevdayla bitmeyen.. ellerini okşayacağın yarin olmadığı mısralar vardır şiirlerinde..saçlarına dokunmayacağın gecelerin içine dalmak istersin.. gitmek istersin..ama gidemezsin.. sorularla karışık düşüncelerin içinde yazılar yazarım sana.. ve bunlar geniş bir zamanda ulaşırsa sana, sana yazıldığını hisseder misin acaba?.. Giderken arkama bakışlarım takılır gözlerine.. aklına mısralar takılır.. işte o an birlikte yürüdüğümüz yolun uzunluğunu değil yaşadığımız yolu hesapla.. ben sana yağmur yağarken yıldızları tutup sevmeyi öğrettim.. sevilmeyi hesapla.. gün gelir giderim belki...yokluğumu hesapla.. baş ucunda eski bir kitap gibiyim geçmişten kalan mısraları fısıldayan.. beni değil kendini verirsin geçmişe.. ve seni kime sorarım sonra?.. sen kimlere sorarsın kendini?.. varlığında kaybolmayı hesapla.. böyle yazmıştı şair mısralarımı ve böyle olacaktı sanki.. Beni bulabilirsin belki..sırtımda heybem, içinde bitmemiş cümlelerimle birlikte.. ama belki güvercinlerin olduğu yerde.. Beyazıt’ta,Yenicami’de veya bırakıldığın her yerde kendini bulabilmeyi hesapla.. ve ben belki de ölürüm.. varlığımda yokluğumu hesapla..gitmeden gidişimi hesapla.. ölmeden ölüşümü..gelişimi istemezsin belki gideceğim için..umutlarım nasılsa mısra aralarında gömülü kalacak..nasılsa yıldızlarım bir bir kayacak..nasılsa gideceğim.. nasılsa gelmeyeceksin.. Özlemlerim hep sensizlikte kalacak.. ben isteyeceğim sen gelmeyeceksin.. gelmen için sebepler uyduracağım.. ve gelmen için bir sebep hep var.. ama sen yine de gelme nasılsa gideceksin.. ama sen yine de gelme nasılsa ben senden gideceğim..nasılsa kolumdan tutup ayıracaklar beni gül taktığım koynundan... gelme yar nasılsa gideceğim.. gelme yar nasılsa öleceğim... 05 May Şiir
SEN GELİYORSUN Sen geliyorsun; kuşlar geliyor bahçelerden Papatya kokusu bir de, sen gelmeden önce Nasıl tanıyorum bilsen geçtiğin sokakları Biraz mahmur oluyor bakışları, fersiz, çaresiz Ölü kelebekler görüyorum sokak köşelerinde Duvar diplerine bırakılmış acılar Yorgun ihtiyarlar bir de, gençliğini arayan
Sen tüm sokaklardan geçmişsin meğer Hangisine baktıysam rengi bembeyaz Bir dokun bin ah işit pencereden Bir asker ağlıyor kenarında sessizce Yavuklusunun adını unutmuş gözlerinde Ne zaman biteceğini askerliğinin Nereye gideceğini, kim olduğunu
Aklının karıştığı mahzenlerde Bir adam izlerine bakıyor delice Şimdi sen geliyorsun, biliyorum Hayallerim geliyor, umutlarım, mutluluğum Hiçbir şeyi görmüyor gözlerim Gireceğin kapıdan başka…
Nurullah GENÇ
ŞiirHAYAL BEKÇİSİ Beklenmedik bir fırtınaydı gelişin... Uyandırdın sessizliğimi aysız gecelerde Yaralı bir deniz gibi hıçkırdığını Bir fanus altında sıkışıp kaldığını.. Aşkla kenetlenen kalplerimizin.. Me'yus olduğunu,bunaldığını Biliyorum,hayal bekçisiyim.. Mehtabı arayan karanlıklarda Yağmur yakışmıyorsa.. Güvercin gözlerine yakışmıyorsa yağmur Nasıl açabilirim bulutlara derdimi Nasıl geçebilirim mayınlı köprülerden.. Sellere karışan ayaklarımla Yığılıp kalıyor en güzel umutlarım Vurgun yemiş denizciler misali Göğsümün katranlı sahillerinde Zifiri saçlarıyla İnfazıma ağıt yakan menziller En salgın boşluğumu akıtıyor üstüme... Ben mehtabı arayan bir hayal bekçisiyim Ben sevda sokağının yoksul çiçekçisiyim Ben kor merdivenlere göklerle tırmanırım Kızgın güneş altında yemyeşil ıslanırım.. Ben mehtabı arayan bir hayal bekçisiyim.. Ben korsan bir geminin mahzun kürekçisiyim.. Ben yaklaşan saati beklerim odalarda İhtilaller yaparım gözlerine dalar da...
NURULLAH GENÇ ...Yinede Sargısı boLdur YaraLarımın...
"uzak Şehir"ÖzLemLeri Sürtsede bedenime... İnatLa bekLiyorum GeLeceğimizi... ![]() ÖzLem Tek yönLü uZun Bir YoL işte Gidipte Dönmeyen.. Ben Seni Seviyorum ya!! Yeter bu AşK bana!! Özlemek Senle OrantıLı,hasret SeninLe AnLamLı... Sensiz Yaşanmaz... Sensiz nefes alınmaz Aşk'...
BadEm |
|||||||||
|
|