Ayşe's profileNe güzel seni bulmak büt...PhotosBlogListsMore ![]() | Help |
|
|
30 December Şiir
ŞiirDAĞ RÜZGARI
Kaderde senden ayrı düşmek de varmış Doğrusu bunu hiç düşünmemiştim... Seni tanımadan Hele seni böyle deli divane sevmeden Yalnızlık güzeldir diyordum Al başını, kaç bu şehirden Ufukta bir çizgi gibi gördüğün dağlara Rüzgarın iyot kokularını taşıdığı denizlere git Git gidebildiğin yere git diyordum Oysa ki, senden kaçılmazmış Yokluğuna birgün bile dayanılmazmış. Bilmiyordum...
Yine de dayanmağa çalışıyorum işte Bir kır çiçeği koparıyorum gözlerine benzeyen Geçen bulutlara sesleniyorum ellerin diye Rüzgar güzel bir koku getirmişse Saçlarını okşayıp gelmiştir diyerek avunuyorum Yaşamak seninle bir başka zamanı Bir başka zamanda seni yaşamak Herşeyden önce sen Elbette sen Mutlaka sen İster uzaklarda ol İster yanıbaşımda dur Sen ol yeter ki bu zaman içinde Ben olmasam da olur Seni bir yumağa sarıyorum yıllardır Bitmiyorsun Çaresizliğim gün gibi aşikar Su olup çeşmelerden akan güzelliğin İnceliğin ışık ışık yüzüme vuran Sen güneş kadar sıcak Tabiat kadar gerçek Sen bahçelerde çiçekler açtıran Sudan, havadan, güneşten yüce varlık Sen, o tek sevgi içimde Sen görebildiğim tek aydınlık
Bir nefes de benim için al Havasızlıktan öldürme beni Bulutlara, yıldızlara benim için de bak Susadım diyorsam Bir yudum su içmelisin Ben yorulduysam sen uyumalısın Ellerim sevilmek istiyor Saçlarım okşanmak istiyor Anlamalısın.
Ağaçların yeşili kalmadı Gökyüzünün mavisi yok Bu dağlar o dağlar değil Rüzgarında kekik kokusu yok Kim bu çaresiz adam Bu kan çanağı gözler kimin Kaç gecedir uykusu yok Gündüzü yok Gecesi yok Yok Yok Anladım Sensiz yaşanmaz bu dünyada İmkanı yok. ÜMİT YAŞAR OĞUZCAN Şiir
BİR ADIN KALMALI
Bir adın kalmalı geriye Bütün kırılmış şeylerin nihayetinde Aynaların ardında sır Yalnızlığın peşinde kuvvet Evet nihayet bir adın kalmalı geriye Birde o kahreden gurbet Sen say ki ben hiç ağlamadım Hiç ateşe tutmadım yüreğimi Geceleri koynuma almadım ihaneti Hele nihavend hele buse hiç geçmedi aklımdan Ve hiç gitmedi bir topak kan gibi adın İçimin nehirlerinden Evet yangın Evet salaş yalvarmanın korkusunda talan Evet kaybetmenin o zehirli buğusu Evet isyan evet kahrolmuş sayfaların arasında adın Sokaklar dolusu bir adamın yalnızlığı Bu sevda biraz nadan Biraz da hıçkırık tadı Pencere önü menekşelerinde her akşam Dağlar sonra oynadı yerinden Ve hallaçlar attı pamuğu fütursuzca Sen say ki yerin dibine geçti geçmeyesi sevdam Ve ben seni sevdiğim zaman bu şehre yağmurlar yağdı Yani ben seni sevdiğim zaman Ayrılık kurşun kadar ağır gülüşün kadar felaketiydi yaşamanın Yine de Bir adın kalmalı geriye Bütün kırılmış şeylerin nihayetinde Aynaların ardında sır Yalnızlığın peşinde kuvvet Evet nihayet, bir adın kalmalı geriye Bir de o kahreden gurbet Beni affet Kaybetmek için erken Sevmek için çok geç!.. ŞiirGECE NÖBETİ Daha az seviyorum seni.. Giderek daha az.. Unutur gibi seviyorum.. Azala azala.. Aramızdaki uzaklığın karanlığında.. Geceler kısalıp..gündüzler uzuyor öyle olunca.. Daha az seviyorum seni.. Kendini iyileştiren bir yara gibi.. Daha az.. Ve zamanla.. Sen geceyi tutuyorsun..ben nöbetini.. Uzak dağ kışlalarında.. Görmüyoruz birbirimizi.. Usul usul sis iniyor.. Kopmuş yollara.. Işığı hafif..uykusu ağır koğuşlarda üzerini örtüyorum senin.. Bir çığ gibi büyüyorsun rüyalarımda.. Sevgilim sevgilim Yıldızları daha büyüktür bazı gecelerin Nöbet kadar yalnızken öğreneceksin bunu da.. Artık daha az seviyorum seni.. Unutur gibi..ölür gibi daha az.. Yeniden ödetiyorum kendime Onca aşkın öğretemediğini.. Kolay değildi.. Yalnızca sevgilimi değil..evladımı da kaybettim ben.. Kaç acı birden imtihan etti beni.. Bir tek gece vardır insanın hayatında.. Ömür boyu sürer nöbeti.. Bu da öyleydi.. İyi ol.. Sağ ol.. Uzak ol.. Ama bir daha görme beni.. Murathan Mungan 29 December Şiir
ŞiirİŞ İŞTEN GEÇMEDEN..KATİLİM OLMADAN GİT...
Git iş işten geçmeden, çok geç olmadan vakit Günahıma girmeden katilim olmadan git
Git de şen şakrak geçen günlerine gün ekle Geni kahkahaların sustuğu yerde bekle
Git ki siyah gözlerin arkada kalmasınlar Git ki gamlı yüzümün hüznüyle dolmasınlar
Madem ki benli hayat sana kafes kadar dar Uzaklaş ellerimden uçabildiğin kadar
Hadi git benden sana dilediğince izin Öyle bir uzaklaş ki karda kalmasın izin
Kahrımın nedenini söylesem irkilirler Çünkü herkes beni Kays seni Leyla bilirler
Sanırlar ki sen beni biricik yar saymıştın Oysa ki hep yedekte hep elde var saymıştın
Hadi git ne bir adres ne bir hatıra bırak Zannetme ki pişmanlık mutluluk kadar ırak
Sanma ki fasl-ı bahar geldiği gibi gitmez Sanma ki hüsranını görmeye ömrün yetmez
Her darbene tahammül edecektir bedenim Gururum mani olur perişanıma benim
Yari Ferhat olanın ellerle ülfeti ne? Şirin ol katlanayım dağ gibi külfetine
Henüz layık değilken tomurcuk kadar aşka Sana gül bahçesini kim açar benden başka
Hercai arılara meyhanedir çiçekler Kim bilir şerefinden kaç kadeh içecekler ?
Madem aşk tablosunun takdirinden acizsin Git de çağdaş ressamlar modern resimler çizsin
Ne vedaya gerek var nede mektuba hacet Git de Allah aşkına bir selama muhtac et
Güllere de aşk olsun gene sen kokacaksan Fallara da aşk olsun gene sen çıkacaksan
Kopsun nerden inceyse artık bu bağ bu düğüm Her gece daha berbat daha vahim gördüğüm
Korkulu düşlerimi yorumdan kaçırıyorum Sırf sana üzülüyor sırf sana acıyorum..!
Git iş işten geçmeden çok geç olmadan vakit Günahıma girmeden katilim olmadan git... hadi git..............
Cemal Safi
http://www.youtube.com/watch?v=jcDqbVXmihM
ŞiirSENİ İÇİMDEN TERKEDİYORUM
Binmediğim hiç bir otobüs
Beklemediğim hiç bir durak kalmadı bu şehirde Gittikçe azalıyor hayat Neyi erken yaşadıysam Hep ona geç kalıyorum Sana göçüyorum her sonbahar Yolların çıkmıyor aşkıma Unuttuğun yağmurların adı saklımda Seni içimden terk ediyorum Susmaktan yoruldum Kuşlar ve şarkılar bu şehri terk edeli beri Efkar demliyorum gözlerimde yaşlarımı, yanağıma varmadan öldürüyorum Tam sancağımdan yaralıyorum kendimi Alnını yüreğime dayadığın güne bakıp Seni içimden terkediyorum Ne unutacak kadar nefret ettin Ne hatırlayacak kadar sevdin Yıkık bir duvar kadar bile pişman değilsin biliyorum Beni hep bulmamak için aradın Yanılgımdın Yandığımdın Yangındın Sensizliğe yenilmek Sana yenilmekten zor olsada Ardımda bir sürü "belki"ler bırakarak Seni içimden terk ediyorum Şimdi İçimde öldürecek bir anı bile bulamayan İki yarım kaldık Tamamlayamadık bizi Elinden tutamadık yanlızlığımın Saçlarımıda uzaklarına gömdün İçimin mavisi senin okyanusundandı Al! geri veriyorum. Kilitleri hep yanlış kapılara vurdun Devrilmiş vagonlara dönerken gözlerim Sana bensizliği terkediyorum "Yârime uzanmayan bütün dallarım kırılsın" demiştin Aşk içinde doğmuşsa nereye kaçabilirdi? Ne tuhaf değil mi? İçimi acıtanda sendin Acımı dindirecek olanda "Ya öldür beni"dedim Ya da git benden İçi bulanık bir sevdanın ucunda Seni kaybettim Aldırmadın aldırmalarıma Bir gecede yakıp yârini Şafaklara sattın ihanetini Küllerime basanlar bile utandı yaptığından İşte soluk bir ömrün son nefesi Benden İçimden Terkediyorum Kahraman Tazeoğlu Şiir
SİYAH GÖZLERİNE BENİ DE GÖTÜR
Daha dokunmadan kurudu irem çöllere bir türlü yağamıyorum yeni bir koşunun başlangıcında biraz deprem sonrası biraz şehir hülyası bir kalp yangınından geriye kalan siyah gözlerine beni de götür artık bu yerlere sığamıyorum.
Pembe uçurtmalar yolladığından beri sarardı tiryaki menekşeleri sonbaharın tozlu kafeslerinde sevgi turnaları yakalıyorum turnalar gidiyor;ben kalıyorum avareyim,asudeyim,yorgunum bilmiyorum neden sana vurgunum Erzurum garında banklar üstünde uyku tutmuyor karanlıkları yitik düşlerimi kovalıyorum gölgeler gidiyor;ben kalıyorum.
Binbir türlü kokuyorsa yaylalar siyah gözlerine beni de götür baharın koynundan koparıp sana ipek bir mendile sardığım yüreğimle şehzade gülleri gönderiyorum umutlar kalıyor;ben gidiyorum.
Bütün yelkenlileri,deniz fenerlerini kaptanları sorgulayan yanından geçen küheylanların korku tufanına yakalandığı siyah gözlerine beni de götür güneş ülkesinden gelen yiğitler benzeri olmayan bir dünya kursun cellat,ayrılığın boynunu vursun.
Usul usul intizarı çürüten bu hercai diken,bu çılgın arzu sürüklüyor imkansız muştuların eşiğine gönül vadilerini bir ağaçtan düşen yapraklar gibi düşüyorum tanyerine ya topla yaralı kırlangıçları ya da bu vefasız şarkıyı bitir özgürlüğe giden tutsaklar gibi siyah gözlerine beni de götür. NURULLAH GENÇ ŞiirSANMIŞIM
Sadece sanmısım... Haykırmısım, duymamıs kimse sesimi Susmusum, duymayan kalmamıs asi nefesimi.. Sadece sanmısım... Önce,sonra,yine ama hep... Asla son olmamıs bu aldanıslar... hep yanılmışım... Yürümüşüm, durmadan yürümüşüm sadece bir nefeslik durmusum... Yafile! bir arpa yol bile sayılmamıs yolum... Yine de çok yorulmusum... Sadece sanmısım.. Yanılgılara demir atmış avare bir gemiymişim... Dalgakıransız bir limanda mahsur bırakılmısım.. İçimde kimseler varmıs ama hepsi "hiç" kimseymis... Sadece kanmısım... Ben hiç değişmemişim.. ben hep aynıymısım... Kanarmışım,sanarmışım,aldanırmışım... Sadece sanmısım... Şimdilerde yine taptaze yanılgılara demir almışım... Şiir .........
Hasretin çöktü yine içimde
Acın süzülüyor gözlerimden İşte başlıyor yoklugunun nöbeti! Sensiz geçen bu kaçıncı gece Bu kaçıncı sele dönmesi gözyaşlarımın Yoklugunun zindanlarında, Sensizligin karanlıgında, Bu kaçıncı boguluşum? Artık hatırlamıyorum. Gittigin gün söndü gözbebeklerimdeki ışık. Yıldızlar kadar parlaktı oysa Gülmeyide bilirdim, Sen kahkalarımı öldürmeden önce! Yüregim asi, Yüregim isyanlarda, Yüregim yoklugunda kor ateşler içinde! Gözyaşlarım biçare, Sevdam suskun. Ne olurdu dönseydin! Bi bilsen.... Gidişin dünümü,bugünümü degil Ömrümü vurdu!... Şiir tüm yalnızlara;
avuçlarıma suskunluğumu kusup, yenilmezdim başka şehirlerin yağmurlarına. en derin kuytular acıtırmıydı canımı, sen içimde uyurken usulca... kanlar içinde üstüm başım bakışından bir yudum almak uğruna, aşkın kan denizinden geçtim. ölümün haylaz çığlıkları kulağımda... bir ayaz uğultu tenimde dolaşan intiharlarım arttı senden sonra. kendime batırdım tırnaklarımı yüreğimi çarptım odamın boş duvarlarına tozlu raflara kaldırdım sevmelerimi yine yalnızlık düştü payıma... ŞiirYakışmıyor ruhuna vefasızlık cümleleri Buruşturp attığım müsvette kağıtlarda bile adın varken Adın ''yarken''... Unutmayı kitabımdan çıkardım Şiir diyorsun da kolay mı Sesi duyulmamış bir sevdadır bendeki Yüzü görülmemiş bir ışık Çağımın doktorları delilik diyor-laf aramızda- Oysa her aşkın bir adı vardır Ve her unutulmanın suskunluğu Sessizsem nadasa bırakılmış topraklara say beni Sessizsem bil ki an gelir daha gür çıkar haykırışlarım Yeter ki sen her zaman orda bir yerlerde ol... Buruşturup attığım kağıtlara ithaf olunur,ne de olsa hepsinin üzerindedir ismi... ŞiirZAHMİN-1 Bu acıya bu kadar şiir fazla… Aşkın eşref saati… Kanımı yalayıp içime biriken suskuların hayalet cümleleriyle konuşmaktayım. Yitirerek susan ve kıyasıya tükenen sensin. Belki de sesimin ucundaki kundaklanmış ceset bundan. Ucumu kaybediyorum gözlerimin önünde git gide; aşkı bir daha yitirmek adına. ‘O’ şehrin boğazıma iliştirdiği ünlemleri yutkunarak saklanıyorum senden. Sense kaçtığım şehirlerin griliğini teneffüsleniyorsun. Bensizliğin gözlerinin içine kendini yoklaştırırcasına bakarak, benden yüzleri soru işaretli anlamlar türetiyorsun. Tırnak diplerinde affedilmez yanılgıların külleri… Pişmanlığın önce İstanbul’dan başlıyor seni cümlesizleştirmeye. Ne kadar da cesaretli yalnızlıkların… Beni yalnızlığına terk ederek gidiyorsun, senin yalnızın olacağımı bile bile. Bakışmalar arası korunaksız bir kimsesizlik aramızda gelgitlenen deniz. Ey zahmin! Sensizlik sana niye benzemiyor? Terk-i kalbe süslenemeyişim aykırılığa utangaçlığından mı? Zamanın varsa sensizliğe, gel… Usanılası hayatlara başkalığı naçarlaştıran sancı yüklü duruşlar ilikliyorum. Soluğun ciğerimde duraklıyor. Aklımda içime savrulan saçlarının kıyameti. Saklanışlarım kendime sobe ancak biliyorum. Sana bakarak eskittim yüzümü, söyle şimdi hangi acının ağrılı kahkahasızlığına çıkar yüzüm? Kim çevirecek beni kaldığım yerden? Ey zahmin! Ağlamak yüz kızartıcı bir suç aşkın yırtılıp durduğu satır aralarında. Peki, cümle sonları sensizliğin kör bakışlarına çıkan yazgının alfabesinde ölmekte mi suç? Selam olsun dağlar gibi hasretine. Kalbime giyiyorum aşkı delilik gömleği diye zahmin. Yüzümüzün akının geceye yakıştığı gibi yakışıyorduk aşka. Gözlerim içine emanetti. Aynı cümlenin içinde acıya haykıran sessiz harflerdik, kursağımızda kaldı dipnotsuz hikâyemiz. Yüzün dünden kalan bir anı mı olacak kederime? Gittin, bari bunu şarkılara söyleme ve beni bekleme, gelemem. Yokluğunla avunmaktayım. Ey zahmin! Şefaatin kalbin dileğince ağlayan aşka olsun. Yakın bir ağrısın. Uzak duruyorsun aşkae yakınlığıma. Ben sana hayata devrik düşmeyen düşler büyütüyorum kefenimin iç cebinde. Aramızdan körkütük aşık şarkılar geçiyor, sen görmüyorsun. Sana dokundukça islenen gözlerim cana bela bakışmaları yükleniyor. Ama ayrılıktan gayrı her şeye küsüyor, sigaranın dumanından şakaklarıma savrulan efkâr. Saçlarım boyu uzuyor hayatsızlığıma çarpan çehrenin beyazından yayılan hüzün. Ellerinin az ötesinden kırık nakaratlar yuvarlanıyor gülüşüme. Bu acınılmayası acıya kahır dolu şarkıların notaları çok ağır değil mi zahmin? Kaldır aşka cevaz taşımayan yangınları kalbin üstünden ve sus sükût, içimden aşk geçiyor. Ah kalbim, düş içimden. Ayrılığın ayak seslerini duyuyorum, bende sana yer kalmadı. Topla kendini kalbim! Miracına vurulduk aşkın. ‘Dur gitme’li ağlayışlar yanaklarıma yuvalanırken, bana yetişemeyen aşkın karanlığını yokluyor çifte minareli camîlerin göğü. Saçlarım değiyor ıslaklığına, esriyor martıların gözlerinde kanayan çığlıklar. Uzun uzadıya göğsümü deliyor hasretin. Çiğneyip geçiyor vapur soğukları beynimin narkoza yatan İstanbul suskunluğunu. Kuşlar, asın beni kirpiğimden bulutlara ne olur. Kin tutuyor yaramı çoğullaştıran mahkumun tel örgülü yakasından. Eskiye çalan fırtınalı bir lanetin uğultusuna öykünüyor dilim: ‘’Dile verdin ya hatırımı, bozdur bozdur harca’’. Kan kaybı az geliyor efkârı tütün molalı aşk zayiatına. Yarınım dünden heder. Sana şiir yazmak gelmiyor içimden, içim sana şiir değil mi zaten? Nefesin uzanır mı yine kimliksiz kalmış kirpiğime, yakmak için arkasına tufan yığılan gözevimi? Bir sigara yakıp ciğerimi küllemeliyim hüznüme karşı. Yatırıp seni dizlerime, uyutmalıyım yokluğunu bir kanama boyu. Sende eğ başını rüzgâr, kalakalma yazılanın koynunda ıpıslak. Ey zahmin! Ötesi sen, berisi aşk… Nasıl çıkarım bu yalnızlığın içinden? Ben şehadet ederim ki, gözlerin ölümden güzel… CENGİZHAN KONUŞ ŞiirÇOCUKTUM İNANDIM
Bir masaldı bu! Sen anlatırdın… Miş’li geçmiş zamanlardan yokluğa uzanan Dinle derdin: Ateşi,yağmuru,güneşi dinle Kekik kokulu dağlarda Bir çoban kavalında saklı Eski bir türkünün yakarışını Alev alev bir yüreğin yanışını dinle……. Sen anlatırdın… Yanmış bir türkünün ezgisinde Diyar diyar dolaşan aşkları Oysa Yalınayak sevdalarım gezinirdi düşlerinde Bilmezdin…….. Düşlerin vardı Asırlar öncesinden uykularıma süzülen Ve gözlerin… Her mevsim yeniden yeşeren Kim bilir şimdi neresindesin zamanın Hangi yüzyılın masalında saklısın Belki bin bir geceli Şehrazat’sın Belki Babil’in asma bahçelerinde Çocukluğumun ellerinden tutmaktasın Bir masaldı bu! Hep sen anlattın… Çocuktum…..inandım…. Mavi Eylül'denDÜŞLERİME YOKLUK DÜŞTÜ
Geçmişin zarfıydı yüzüme kapanan, Ben her nefeste gün be gün eksilirdim. Sokaklar kadar çoğalırdın bende, Bense seni sevdikçe daha çok yenilirdim. Hayata pes edişim asılırdı her gece Düşsel bir darağacı olurdu gözlerin� Satır arası yalnızlıklar biriktirdim kışlara, İçimde uzayan yol artık sana çıkmıyor. Mahşeri bir ayrılık çöküyor,ruhumun dizginsiz sularına Yaşamdan soyundu gözlerim, Parmak uçlarımda ölüyor şimdi tüm kuşlar. Ayazı kesiyor yüzümü ,hüznü üşütüyor, Tüm düşler bende siyah beyaz oluyor. Kan gözlü bir asi ayak diriyor içimde, Beni bende kanatıyor sen diye Aklıma firar düşüyor, boş kalıyor ten kafesi, Bir yığın hüzün , bir yığın kül ! Sonbahar yaprağı alevliyor beni Kendinden eksik biri oluyor ben Benim aklım, benim ruhum, Benim.... benim çıldırıyor.! Köz düşüyor göz çukurlarıma, Kendime yolcu oluyorum bu gece. Bende isimsiz, bende adressiz yollar, Sen içimde yol , yollar gittikçe sen oluyor Sığınağım boş bir koridordaki ayak sesleri, Tek ürküntüm yağmur taneleri senden sonra. Islandıkça yeşeriyor bende hüzün, Titrek bir kalp düşüyor hücreme Kelimeler azat etmiyor beni oysa; Şimdi en çok sustuğum yerden başlıyor, Hiç kanamalı tüm yaralar akmaya ! Aşka kavgalı haramiler sarıyor dört yanımı, İçimi, yüreğimi satıyorum üç kuruşa. Demir parmaklıklara dönüyor yüzüm, İçimin boşluğu görünmüyor uzaktan bakınca Uyanıyorum ; her şey bir düş saçması, Ama, ama ağzına kadar sen dolu içimin tüm kuytuları. Gözlerimde kan, içimde sonu olmayan , Seni olmayan uzun bir yol. ! Dünya ölüyor bende, bende dünyam ölüyor, Kendime yolcuyum bu gece ; Düşlerime yokluk düşüyor ! |
|
|