Ayşe's profileNe güzel seni bulmak büt...PhotosBlogListsMore Tools Help

Blog


    30 December

    Şiir

     
     
    SENİ SEVİYORDUM
     
    Sana uzak kentlerden birinde, zamanın bir yerinde,
    Seni ve senli günleri anımsattı akşam güneşi.
    Onca zamanın üstünde, eskimeyen bir düşüncesin şimdi.
    İnsan hergün anımsar mı aynı gözleri ?

    Seni seviyordum ve senin haberin yoktu.
    Saçlarını izliyordum uzaktan,
    Kulağının arkasına düşüşü ve burnun,
    Herkesten başkaydı işte.
    Güldüğün zaman yukarıya bakardın;
    Yukarı kalkan başın ve gülen gözlerin vardı.
    Ne güzeldiler, sen bilmiyordun,
    Ben seni seviyordum..

    Kalbime sığmıyordu aklımdan geçenler
    Duvarlara, vitrin camlarına, kaldırımlara çarpıyordu
    Geri dönüyordu, çoğalıp.
    Senin sesini duyduğum masalarda erteliyordum herşeyi,
    Herşeyi erteliyişim oluyordun,
    Kalp ağrısı oluyordun,
    Birlikte soluduğumuz sokak isimleri oluyordun.
    Mevsimler değişiyor ve büyüyorduk,
    Dönemeçler geçiyor, köprüler göze alıyorduk
    Ve bazen tekin olmayan suların üzerinden atlıyorduk,
    Cesurduk.
    Ufuk çizgisi maviydi, gün batımı hep turuncu
    ve kızmızıydı bütün karanfiller.
    Ben seni seviyordum, sen bilmiyordun..

    Sevinçlerim oluyordun arasıra, sen hiç bilmiyordun.
    Sonra, herhangi biri oldun,
    Bütün sevinçlerim bittikten sonra.
    Yağmurlar yağdı serin haziran akşamlarına.
    erken bir gün, uzaktan gördüm seni.
    Saçların bana inat, başın herşeye meydan okuyarak,
    İşte yine aynı,
    Kalbimi acıttı, her zamanki gibi.
    Değiştik sanıyordum ve sen yine bilmiyordun.
    Şimdi bunları anlatsa sana birileri, kim bilir,
    Ya da boşver, bilme en iyisi...

    İclal Aydın
     
    İşte bu benim şiirim...

    Şiir

    DAĞ RÜZGARI

     

    Kaderde senden ayrı düşmek de varmış

    Doğrusu bunu hiç düşünmemiştim...

    Seni tanımadan

    Hele seni böyle deli divane sevmeden

    Yalnızlık güzeldir diyordum

    Al başını, kaç bu şehirden

    Ufukta bir çizgi gibi gördüğün dağlara

    Rüzgarın iyot kokularını taşıdığı denizlere git

    Git gidebildiğin yere git diyordum

    Oysa ki, senden kaçılmazmış

    Yokluğuna birgün bile dayanılmazmış.

    Bilmiyordum...

     

    Yine de dayanmağa çalışıyorum işte

    Bir kır çiçeği koparıyorum gözlerine benzeyen

    Geçen bulutlara sesleniyorum ellerin diye

    Rüzgar güzel bir koku getirmişse

    Saçlarını okşayıp gelmiştir diyerek avunuyorum

    Yaşamak seninle bir başka zamanı

    Bir başka zamanda seni yaşamak

    Herşeyden önce sen

    Elbette sen

    Mutlaka sen

    İster uzaklarda ol

    İster yanıbaşımda dur

    Sen ol yeter ki bu zaman içinde

    Ben olmasam da olur

    Seni bir yumağa sarıyorum yıllardır

    Bitmiyorsun

    Çaresizliğim gün gibi aşikar

    Su olup çeşmelerden akan güzelliğin

    İnceliğin ışık ışık yüzüme vuran

    Sen güneş kadar sıcak

    Tabiat kadar gerçek

    Sen bahçelerde çiçekler açtıran

    Sudan, havadan, güneşten yüce varlık

    Sen, o tek sevgi içimde

    Sen görebildiğim tek aydınlık

     

    Bir nefes de benim için al

    Havasızlıktan öldürme beni

    Bulutlara, yıldızlara benim için de bak

    Susadım diyorsam

    Bir yudum su içmelisin

    Ben yorulduysam sen uyumalısın

    Ellerim sevilmek istiyor

    Saçlarım okşanmak istiyor

    Anlamalısın.

     

    Ağaçların yeşili kalmadı

    Gökyüzünün mavisi yok

    Bu dağlar o dağlar değil

    Rüzgarında kekik kokusu yok

    Kim bu çaresiz adam

    Bu kan çanağı gözler kimin

    Kaç gecedir uykusu yok

    Gündüzü yok

    Gecesi yok

    Yok

    Yok

    Anladım

    Sensiz yaşanmaz bu dünyada

    İmkanı yok.

                                            ÜMİT YAŞAR OĞUZCAN

    Şiir

     

     

     

     

    affetci4

    BİR ADIN KALMALI

     

    Bir adın kalmalı geriye

    Bütün kırılmış şeylerin nihayetinde

    Aynaların ardında sır

    Yalnızlığın peşinde kuvvet

    Evet nihayet bir adın kalmalı geriye

    Birde o kahreden gurbet

    Sen say ki ben hiç ağlamadım

    Hiç ateşe tutmadım yüreğimi

    Geceleri koynuma almadım ihaneti

    Hele nihavend hele buse hiç geçmedi aklımdan

    Ve hiç gitmedi bir topak kan gibi adın

    İçimin nehirlerinden

    Evet yangın

    Evet salaş yalvarmanın korkusunda talan

    Evet kaybetmenin o zehirli buğusu

    Evet isyan

    evet kahrolmuş sayfaların arasında adın

    Sokaklar dolusu bir adamın yalnızlığı

    Bu sevda biraz nadan

    Biraz da hıçkırık tadı

    Pencere önü menekşelerinde her akşam

    Dağlar sonra oynadı yerinden

    Ve hallaçlar attı pamuğu fütursuzca

    Sen say ki yerin dibine geçti geçmeyesi sevdam

    Ve ben seni sevdiğim zaman bu şehre yağmurlar yağdı

    Yani ben seni sevdiğim zaman

    Ayrılık kurşun kadar ağır gülüşün kadar felaketiydi yaşamanın

    Yine de

    Bir adın kalmalı geriye

    Bütün kırılmış şeylerin nihayetinde

    Aynaların ardında sır

    Yalnızlığın peşinde kuvvet

    Evet nihayet, bir adın kalmalı geriye

    Bir de o kahreden gurbet

    Beni affet

    Kaybetmek için erken

    Sevmek için çok geç!..

                                  AHMET HAMDİ TANPINAR

    Şiir

    GECE NÖBETİ
    Daha az seviyorum seni..
    Giderek daha az..
    Unutur gibi seviyorum..
    Azala azala..
    Aramızdaki uzaklığın karanlığında..

    Geceler kısalıp..gündüzler uzuyor öyle olunca..
    Daha az seviyorum seni..
    Kendini iyileştiren bir yara gibi..
    Daha az..
    Ve zamanla..

    Sen geceyi tutuyorsun..ben nöbetini..
    Uzak dağ kışlalarında..
    Görmüyoruz birbirimizi..
    Usul usul sis iniyor..
    Kopmuş yollara..
    Işığı hafif..uykusu ağır koğuşlarda üzerini örtüyorum senin..
    Bir çığ gibi büyüyorsun rüyalarımda..
    Sevgilim sevgilim
    Yıldızları daha büyüktür bazı gecelerin
    Nöbet kadar yalnızken öğreneceksin bunu da..

    Artık daha az seviyorum seni..
    Unutur gibi..ölür gibi daha az..
    Yeniden ödetiyorum kendime
    Onca aşkın öğretemediğini..
    Kolay değildi..
    Yalnızca sevgilimi değil..evladımı da kaybettim ben..
    Kaç acı birden imtihan etti beni..
    Bir tek gece vardır insanın hayatında..
    Ömür boyu sürer nöbeti..
    Bu da öyleydi..
    İyi ol..
    Sağ ol..
    Uzak ol..
    Ama bir daha görme beni..

    Murathan Mungan

    29 December

    Şiir

    SENİ YAĞMURDAN SONRA SEVECEĞİM

    Şimdi git..
    Say ki, seninle içinden sevda geçen bir türkü söylemedik.. Say ki, gece mektuplarını, en güzel aşk şiirlerini beraber ezberlemedik..
    Say ki, sevda trenini kaçırdığım durakta bir süre beraber beklemedik..
    Sen git..
    Ben gelemem bu yürekle..
    Ya da kal..
    Eylül yağmurlarını bekle..

    Seni yağmurdan sonra seveceğim..
    Saçlarıma ak düşmemiş halimle..
    Sen yaşlardayken..
    Onsekizimde, yirmimde..
    Seni yağmurdan sonra seveceğim..
    Kaldırımların ıslak ve temiz haliyle..
    Yaşlı yüzüm delikanlı yüreğimle..
    Seni yağmurdan sonra seveceğim..
    Aşksız geçen onca yılı yakacağım..
    Sevda alevinde kendi ellerimle...

    Şimdi git..
    Say ki, seninle sahildeki çardakta hiç dondurma yemedik..
    Say ki, oturup konuştuğun yaşlı ve yabancı bir adamdı..
    Ve sevdadan hiç söz etmedik..
    Say ki, hiç gülmedik..
    Aynı şeyleri sevmedik..
    Ve yağmurdan sonra beraber yürümedik..
    Seni yağmurdan sonra seveceğim..
    Kimse bilmeyecek, herkesten gizleyeceğim..
    Yağmurdan sonraki toprak kokusu olacak havada..
    Seninle gökkuşağının altından geçeceğim..
    Seni yağmurdan sonra seveceğim..
    Ve seni sevdiğimi kimseye söylemeyeceğim..
    Belki bu dünya gözüyle gördüğüm son yağmur olacak..
    Islak kaldırımlarda sırılsıklam yürüyeceğim..
    Ben seni yağmurdan sonra seveceğim..
    Ve bir gün ölürsem yeşil gözlerinde öleceğim.....

     

     

    Şiir

    İŞ İŞTEN GEÇMEDEN..KATİLİM OLMADAN GİT...

     

    Git iş işten geçmeden, çok geç olmadan vakit

    Günahıma girmeden katilim olmadan git

     

    Git de şen şakrak geçen günlerine gün ekle

    Geni kahkahaların sustuğu yerde bekle

     

    Git ki siyah gözlerin arkada kalmasınlar

    Git ki gamlı yüzümün hüznüyle dolmasınlar

     

    Madem ki benli hayat sana kafes kadar dar

    Uzaklaş ellerimden uçabildiğin kadar

     

    Hadi git benden sana dilediğince izin

    Öyle bir uzaklaş ki karda kalmasın izin

     

    Kahrımın nedenini söylesem irkilirler

    Çünkü herkes beni Kays seni Leyla bilirler

     

    Sanırlar ki sen beni biricik yar saymıştın

    Oysa ki hep yedekte hep elde var saymıştın

     

    Hadi git ne bir adres ne bir hatıra bırak

    Zannetme ki pişmanlık mutluluk kadar ırak

     

    Sanma ki fasl-ı bahar geldiği gibi gitmez

    Sanma ki hüsranını görmeye ömrün yetmez

     

    Her darbene tahammül edecektir bedenim

    Gururum mani olur perişanıma benim

     

    Yari Ferhat olanın ellerle ülfeti ne?

    Şirin ol katlanayım dağ gibi külfetine

     

    Henüz layık değilken tomurcuk kadar aşka

    Sana gül bahçesini kim açar benden başka

     

    Hercai arılara meyhanedir çiçekler

    Kim bilir şerefinden kaç kadeh içecekler ?

     

    Madem aşk tablosunun takdirinden acizsin

    Git de çağdaş ressamlar modern resimler çizsin

     

    Ne vedaya gerek var nede mektuba hacet

    Git de Allah aşkına bir selama muhtac et

     

    Güllere de aşk olsun gene sen kokacaksan

    Fallara da aşk olsun gene sen çıkacaksan

     

    Kopsun nerden inceyse artık bu bağ bu düğüm

    Her gece daha berbat daha vahim gördüğüm

     

    Korkulu düşlerimi yorumdan kaçırıyorum

    Sırf sana üzülüyor sırf sana acıyorum..!

     

    Git iş işten geçmeden çok geç olmadan vakit

    Günahıma girmeden katilim olmadan git...

    hadi git..............

     

    Cemal Safi

     

    http://www.youtube.com/watch?v=jcDqbVXmihM

     

    Şiir

    SENİ İÇİMDEN TERKEDİYORUM
    Binmediğim hiç bir otobüs
    Beklemediğim hiç bir durak kalmadı bu şehirde
    Gittikçe azalıyor hayat
    Neyi erken yaşadıysam
    Hep ona geç kalıyorum
    Sana göçüyorum her sonbahar
    Yolların çıkmıyor aşkıma
    Unuttuğun yağmurların adı saklımda
    Seni içimden terk ediyorum

    Susmaktan yoruldum
    Kuşlar ve şarkılar bu şehri terk edeli beri
    Efkar demliyorum gözlerimde
    yaşlarımı, yanağıma varmadan öldürüyorum
    Tam sancağımdan yaralıyorum kendimi
    Alnını yüreğime dayadığın güne bakıp
    Seni içimden terkediyorum

    Ne unutacak kadar nefret ettin
    Ne hatırlayacak kadar sevdin
    Yıkık bir duvar kadar bile pişman değilsin biliyorum
    Beni hep bulmamak için aradın
    Yanılgımdın
    Yandığımdın
    Yangındın

    Sensizliğe yenilmek
    Sana yenilmekten zor olsada
    Ardımda bir sürü "belki"ler bırakarak
    Seni içimden terk ediyorum

    Şimdi
    İçimde öldürecek bir anı bile bulamayan
    İki yarım kaldık
    Tamamlayamadık bizi
    Elinden tutamadık yanlızlığımın
    Saçlarımıda uzaklarına gömdün

    İçimin mavisi senin okyanusundandı
    Al! geri veriyorum.
    Kilitleri hep yanlış kapılara vurdun
    Devrilmiş vagonlara dönerken gözlerim
    Sana bensizliği terkediyorum

    "Yârime uzanmayan bütün dallarım kırılsın" demiştin
    Aşk içinde doğmuşsa nereye kaçabilirdi?

    Ne tuhaf değil mi?
    İçimi acıtanda sendin
    Acımı dindirecek olanda
    "Ya öldür beni"dedim
    Ya da git benden
    İçi bulanık bir sevdanın ucunda
    Seni kaybettim
    Aldırmadın aldırmalarıma
    Bir gecede yakıp yârini
    Şafaklara sattın ihanetini
    Küllerime basanlar bile utandı yaptığından
    İşte soluk bir ömrün son nefesi

    Benden
    İçimden
    Terkediyorum

    Kahraman Tazeoğlu

    Şiir

     

    SİYAH GÖZLERİNE BENİ DE GÖTÜR

     

    Daha dokunmadan kurudu irem

    çöllere bir türlü yağamıyorum

    yeni bir koşunun başlangıcında

    biraz deprem sonrası

    biraz şehir hülyası

    bir kalp yangınından geriye kalan

    siyah gözlerine beni de götür

    artık bu yerlere sığamıyorum.

     

    Pembe uçurtmalar yolladığından beri

    sarardı tiryaki menekşeleri

    sonbaharın tozlu kafeslerinde

    sevgi turnaları yakalıyorum

    turnalar gidiyor;ben kalıyorum

    avareyim,asudeyim,yorgunum

    bilmiyorum neden sana vurgunum

    Erzurum garında banklar üstünde

    uyku tutmuyor karanlıkları

    yitik düşlerimi kovalıyorum

    gölgeler gidiyor;ben kalıyorum.

     

    Binbir türlü kokuyorsa yaylalar

    siyah gözlerine beni de götür

    baharın koynundan koparıp sana

    ipek bir mendile sardığım yüreğimle

    şehzade gülleri gönderiyorum

    umutlar kalıyor;ben gidiyorum.

     

    Bütün yelkenlileri,deniz fenerlerini

    kaptanları sorgulayan

    yanından geçen küheylanların

    korku tufanına yakalandığı

    siyah gözlerine beni de götür

    güneş ülkesinden gelen yiğitler

    benzeri olmayan bir dünya kursun

    cellat,ayrılığın boynunu vursun.

     

    Usul usul intizarı çürüten

    bu hercai diken,bu çılgın arzu

    sürüklüyor imkansız muştuların

    eşiğine gönül vadilerini

    bir ağaçtan düşen yapraklar gibi

    düşüyorum tanyerine

    ya topla yaralı kırlangıçları

    ya da bu vefasız şarkıyı bitir

    özgürlüğe giden tutsaklar gibi

    siyah gözlerine beni de götür.

     NURULLAH GENÇ

    Şiir

    SANMIŞIM 
     
    Sadece sanmısım...
    Haykırmısım, duymamıs kimse sesimi
    Susmusum, duymayan kalmamıs asi nefesimi..

    Sadece sanmısım...
    Önce,sonra,yine ama hep...
    Asla son olmamıs bu aldanıslar... hep yanılmışım...
    Yürümüşüm, durmadan yürümüşüm sadece bir nefeslik durmusum...
    Yafile! bir arpa yol bile sayılmamıs yolum...
    Yine de çok yorulmusum...

    Sadece sanmısım..

    Yanılgılara demir atmış avare bir gemiymişim...
    Dalgakıransız bir limanda mahsur bırakılmısım..
    İçimde kimseler varmıs ama hepsi "hiç" kimseymis...
    Sadece kanmısım...

    Ben hiç değişmemişim.. ben hep aynıymısım...
    Kanarmışım,sanarmışım,aldanırmışım...

    Sadece sanmısım...

    Şimdilerde yine taptaze yanılgılara demir almışım...


    Şiir

               .........
    Hasretin çöktü yine içimde
    Acın süzülüyor gözlerimden
    İşte başlıyor yoklugunun nöbeti!
    Sensiz geçen bu kaçıncı gece
    Bu kaçıncı sele dönmesi gözyaşlarımın
    Yoklugunun zindanlarında, 
    Sensizligin karanlıgında,
    Bu kaçıncı boguluşum?
    Artık hatırlamıyorum.
    Gittigin gün söndü gözbebeklerimdeki ışık.
    Yıldızlar kadar parlaktı oysa
    Gülmeyide bilirdim,
    Sen kahkalarımı öldürmeden önce!
    Yüregim asi,
    Yüregim isyanlarda,
    Yüregim yoklugunda kor ateşler içinde!
    Gözyaşlarım biçare,
    Sevdam suskun.
    Ne olurdu dönseydin!
    Bi bilsen....
    Gidişin dünümü,bugünümü degil
    Ömrümü vurdu!...

    Şiir

     tüm yalnızlara;

    avuçlarıma suskunluğumu kusup,
    yenilmezdim başka şehirlerin yağmurlarına.
    en derin kuytular acıtırmıydı canımı,
    sen içimde uyurken usulca...
    kanlar içinde üstüm başım
    bakışından bir yudum almak uğruna,
    aşkın kan denizinden geçtim.
    ölümün haylaz çığlıkları kulağımda...
    bir ayaz uğultu tenimde dolaşan
    intiharlarım arttı senden sonra.
    kendime batırdım tırnaklarımı
    yüreğimi çarptım odamın boş duvarlarına
    tozlu raflara kaldırdım sevmelerimi
    yine yalnızlık düştü payıma...

    Şiir

    Yakışmıyor ruhuna vefasızlık cümleleri
    Buruşturp attığım müsvette kağıtlarda bile adın varken
    Adın ''yarken''...
    Unutmayı kitabımdan çıkardım
    Şiir diyorsun da kolay mı
    Sesi duyulmamış bir sevdadır bendeki
    Yüzü görülmemiş bir ışık
    Çağımın doktorları delilik diyor-laf aramızda-
    Oysa her aşkın bir adı vardır
    Ve her unutulmanın suskunluğu
    Sessizsem nadasa bırakılmış topraklara say beni
    Sessizsem bil ki an gelir daha gür çıkar haykırışlarım
    Yeter ki sen her zaman orda bir yerlerde ol...


    Buruşturup attığım kağıtlara ithaf olunur,ne de olsa hepsinin  üzerindedir ismi...

    Şiir

    ZAHMİN-1

    Bu acıya bu kadar şiir fazla…

    Aşkın eşref saati… Kanımı yalayıp içime biriken suskuların hayalet cümleleriyle konuşmaktayım. Yitirerek susan ve kıyasıya tükenen sensin. Belki de sesimin ucundaki kundaklanmış ceset bundan. Ucumu kaybediyorum gözlerimin önünde git gide; aşkı bir daha yitirmek adına. ‘O’ şehrin boğazıma iliştirdiği ünlemleri yutkunarak saklanıyorum senden. Sense kaçtığım şehirlerin griliğini teneffüsleniyorsun. Bensizliğin gözlerinin içine kendini yoklaştırırcasına bakarak, benden yüzleri soru işaretli anlamlar türetiyorsun. Tırnak diplerinde affedilmez yanılgıların külleri… Pişmanlığın önce İstanbul’dan başlıyor seni cümlesizleştirmeye. Ne kadar da cesaretli yalnızlıkların… Beni yalnızlığına terk ederek gidiyorsun, senin yalnızın olacağımı bile bile. Bakışmalar arası korunaksız bir kimsesizlik aramızda gelgitlenen deniz. Ey zahmin! Sensizlik sana niye benzemiyor? Terk-i kalbe süslenemeyişim aykırılığa utangaçlığından mı? Zamanın varsa sensizliğe, gel…

    Usanılası hayatlara başkalığı naçarlaştıran sancı yüklü duruşlar ilikliyorum. Soluğun ciğerimde duraklıyor. Aklımda içime savrulan saçlarının kıyameti. Saklanışlarım kendime sobe ancak biliyorum. Sana bakarak eskittim yüzümü, söyle şimdi hangi acının ağrılı kahkahasızlığına çıkar yüzüm? Kim çevirecek beni kaldığım yerden? Ey zahmin! Ağlamak yüz kızartıcı bir suç aşkın yırtılıp durduğu satır aralarında. Peki, cümle sonları sensizliğin kör bakışlarına çıkan yazgının alfabesinde ölmekte mi suç? Selam olsun dağlar gibi hasretine. Kalbime giyiyorum aşkı delilik gömleği diye zahmin.

    Yüzümüzün akının geceye yakıştığı gibi yakışıyorduk aşka. Gözlerim içine emanetti. Aynı cümlenin içinde acıya haykıran sessiz harflerdik, kursağımızda kaldı dipnotsuz hikâyemiz. Yüzün dünden kalan bir anı mı olacak kederime? Gittin, bari bunu şarkılara söyleme ve beni bekleme, gelemem. Yokluğunla avunmaktayım. Ey zahmin! Şefaatin kalbin dileğince ağlayan aşka olsun.

    Yakın bir ağrısın. Uzak duruyorsun aşkae yakınlığıma. Ben sana hayata devrik düşmeyen düşler büyütüyorum kefenimin iç cebinde. Aramızdan körkütük aşık şarkılar geçiyor, sen görmüyorsun. Sana dokundukça islenen gözlerim cana bela bakışmaları yükleniyor. Ama ayrılıktan gayrı her şeye küsüyor, sigaranın dumanından şakaklarıma savrulan efkâr. Saçlarım boyu uzuyor hayatsızlığıma çarpan çehrenin beyazından yayılan hüzün. Ellerinin az ötesinden kırık nakaratlar yuvarlanıyor gülüşüme. Bu acınılmayası acıya kahır dolu şarkıların notaları çok ağır değil mi zahmin? Kaldır aşka cevaz taşımayan yangınları kalbin üstünden ve sus sükût, içimden aşk geçiyor. Ah kalbim, düş içimden. Ayrılığın ayak seslerini duyuyorum, bende sana yer kalmadı. Topla kendini kalbim! Miracına vurulduk aşkın.

    ‘Dur gitme’li ağlayışlar yanaklarıma yuvalanırken, bana yetişemeyen aşkın karanlığını yokluyor çifte minareli camîlerin göğü. Saçlarım değiyor ıslaklığına, esriyor martıların gözlerinde kanayan çığlıklar. Uzun uzadıya göğsümü deliyor hasretin. Çiğneyip geçiyor vapur soğukları beynimin narkoza yatan İstanbul suskunluğunu. Kuşlar, asın beni kirpiğimden bulutlara ne olur. Kin tutuyor yaramı çoğullaştıran mahkumun tel örgülü yakasından. Eskiye çalan fırtınalı bir lanetin uğultusuna öykünüyor dilim: ‘’Dile verdin ya hatırımı, bozdur bozdur harca’’.

    Kan kaybı az geliyor efkârı tütün molalı aşk zayiatına. Yarınım dünden heder. Sana şiir yazmak gelmiyor içimden, içim sana şiir değil mi zaten? Nefesin uzanır mı yine kimliksiz kalmış kirpiğime, yakmak için arkasına tufan yığılan gözevimi? Bir sigara yakıp ciğerimi küllemeliyim hüznüme karşı. Yatırıp seni dizlerime, uyutmalıyım yokluğunu bir kanama boyu. Sende eğ başını rüzgâr, kalakalma yazılanın koynunda ıpıslak.

    Ey zahmin! Ötesi sen, berisi aşk… Nasıl çıkarım bu yalnızlığın içinden? Ben şehadet ederim ki, gözlerin ölümden güzel…

    CENGİZHAN KONUŞ

    Şiir

    ÇOCUKTUM İNANDIM 
     
     Bir masaldı bu! Sen anlatırdın…
    Miş’li geçmiş zamanlardan yokluğa uzanan
    Dinle derdin:
    Ateşi,yağmuru,güneşi dinle
    Kekik kokulu dağlarda
    Bir çoban kavalında saklı
    Eski bir türkünün yakarışını
    Alev alev bir yüreğin yanışını dinle…….

    Sen anlatırdın…
    Yanmış bir türkünün ezgisinde
    Diyar diyar dolaşan aşkları
    Oysa
    Yalınayak sevdalarım gezinirdi düşlerinde
    Bilmezdin……..
    Düşlerin vardı
    Asırlar öncesinden uykularıma süzülen
    Ve gözlerin…
    Her mevsim yeniden yeşeren

    Kim bilir şimdi neresindesin zamanın
    Hangi yüzyılın masalında saklısın
    Belki bin bir geceli Şehrazat’sın
    Belki Babil’in asma bahçelerinde
    Çocukluğumun ellerinden tutmaktasın

    Bir masaldı bu!
    Hep sen anlattın…
    Çocuktum…..inandım….


    Mavi Eylül'den


                                               
    DÜŞLERİME YOKLUK DÜŞTÜ
    Geçmişin  zarfıydı  yüzüme  kapanan,
    Ben  her  nefeste  gün  be  gün  eksilirdim.
    Sokaklar  kadar  çoğalırdın  bende,
    Bense  seni  sevdikçe  daha  çok  yenilirdim.
    Hayata  pes  edişim  asılırdı  her  gece
    Düşsel  bir  darağacı  olurdu  gözlerin�
    Satır  arası  yalnızlıklar  biriktirdim  kışlara,
    İçimde  uzayan  yol  artık  sana  çıkmıyor.
    Mahşeri  bir  ayrılık  çöküyor,ruhumun  dizginsiz  sularına
    Yaşamdan  soyundu  gözlerim,
    Parmak  uçlarımda  ölüyor  şimdi  tüm  kuşlar.
    Ayazı  kesiyor  yüzümü ,hüznü  üşütüyor,
    Tüm  düşler  bende  siyah  beyaz  oluyor.
    Kan  gözlü  bir  asi  ayak  diriyor  içimde,
    Beni  bende  kanatıyor  sen  diye
    Aklıma  firar  düşüyor, boş  kalıyor  ten  kafesi,
    Bir  yığın  hüzün , bir  yığın kül !
    Sonbahar  yaprağı  alevliyor  beni
    Kendinden  eksik  biri  oluyor ben
    Benim  aklım, benim  ruhum,
    Benim.... benim  çıldırıyor.!
    Köz  düşüyor  göz  çukurlarıma,
    Kendime  yolcu  oluyorum  bu  gece.
    Bende  isimsiz, bende  adressiz  yollar,
    Sen  içimde  yol , yollar  gittikçe  sen  oluyor
    Sığınağım  boş  bir  koridordaki  ayak  sesleri,
    Tek  ürküntüm  yağmur  taneleri  senden  sonra.
    Islandıkça  yeşeriyor  bende  hüzün,
    Titrek  bir  kalp  düşüyor  hücreme
    Kelimeler  azat  etmiyor  beni  oysa;
    Şimdi  en  çok  sustuğum  yerden  başlıyor,
    Hiç  kanamalı  tüm  yaralar  akmaya !
    Aşka  kavgalı  haramiler  sarıyor  dört  yanımı,
    İçimi, yüreğimi  satıyorum  üç  kuruşa.
    Demir  parmaklıklara  dönüyor  yüzüm,
    İçimin  boşluğu  görünmüyor  uzaktan  bakınca
    Uyanıyorum ; her şey  bir  düş  saçması,
    Ama, ama ağzına  kadar  sen  dolu  içimin  tüm  kuytuları.
    Gözlerimde  kan, içimde  sonu  olmayan ,
    Seni   olmayan  uzun  bir  yol. !
    Dünya  ölüyor  bende, bende  dünyam  ölüyor,
    Kendime  yolcuyum  bu  gece ;
    Düşlerime  yokluk  düşüyor !